Yunus Emrenin Hayatı

Channel: Dost TV

13,017

TIP: Right-click and select "Save link as.." to download video

Initializing link download... Initializing link download.....

Yunus Emre, 1240 yılında dünyaya gelmiştir. Hayatına dair günümüze ulaşan bilgiler oldukça kısıtlı olmakla beraber, onun orta Anadolu’da, Sakarya nehri çevresindeki bir mevkide doğduğu söylenebilir. Yaşadığı dönem, Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmaya başladığı 13. Yüzyılın sonları ve Anadolu’da Türk beyliklerinin kurulmaya başladığı 14. Yüzyılın ilk çeyreğini kapsamaktadır. (Tıpkı Kuran-ı Kerim’deki kıssalarda tarih, mekan, isim gibi ayrıntılara yer verilmeden olayın özlü olarak anlatılması gibi) Yunus Emre’nin hayatına dair ayrıntılar bilinmemekte fakat yazmış olduğu eserleri onun kişiliğini ve takip ettiği yolu bizlere tanıtmaktadır.
Kendisini Peygambere nisbetle ümmi olarak vasıflandırmaktan hoşnut olan Yunus Emre’nin belli bir düzeyde ilim tahsil ettiğini şiirlerinden anlamak mümkündür. Seyrü sülûkuna Hacı Bektaş-ı Veli’de başlayıp Tapduk Emre’ye intisap ederek devam etmiştir. Kırk yıla yakın kaldığı Tapduk Emre’nin tekkesine odun taşımakla görevli olan Yunus, erenler meydanına eğriliği yakıştırmadığı için hiçbir gün yamuk, düzgün olmayan bir odun getirmez. Bu onun hürmetinin ve sadakatinin bir göstergesidir. Yıllar yılı sabırla hizmetine devam eden Yunus’un yüreğinde olgunlaşan, irfanla ve hikmetle yoğrulmuş Hakk sevdası, günü gelince inci mercan olarak dilinden dökülmeye başlar.
Yunus Emre kendine has üslubu ve tarzı ile eski Anadolu Türkçe’sinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. kullandığı ifadeler tasavvuf ve edebiyat sahasında özgün ve üstün bir söyleyişe sahiptir. O, derdini oldukça öz, yalın fakat bir o kadar tesirli sözleri ve şiirleriyle anlatmıştır. Muasırı olan Mevlana Celaleddin Rumi ile karşılaştığı rivayet edilmekte, eserlerinde Mevlana’dan övgüyle bahsettiği görülmektedir. Nitekim Mevlana’nın eserlerinde de Yunus Emre’den bahsedilmektedir.
Tasavvuf yolunda Ahmed Yesevi’den etkilendiği anlaşılan Yunus Emre’nin Hakk aşkıyla yazdığı şiirler Anadolu’yu yeşerten muhabbet ve hikmet ormanının bir parçasıdır. Onun tüm varlığı kuşatan sevgisi Allah hesabınadır. “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü” sözleri onun dünyaya ve tüm âleme hangi gözle baktığını, şiirlerini hangi sevdayla yazdığını özetler gibidir.
Hoştur bana senden gelen:
Ya hilat-ü yahut kefen,
Ya taze gül, yahut diken..
Kahrında hoş lutfun da hoş.

Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa,
İkiside cana safa:
Kahrın da hoş, lutfun da hoş.

Her dem sohbet-i cânanda bulunmayı arzu edip Allah aşkı ile yanmış Yunus bu dizeleriyle muhabbetullah’ın aynı zamanda rıza makamı olduğuna dikkat çeker.
Yunus Emre, bir gurbette gibi yaşadığı seksen iki yıllık dünya hayatına 1320’de gözlerini yummuştur. Kabrinin nerede olduğu tam olarak bilinmemektedir. “Aşık öldü diye salâ verirler/Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez” sözleriyle Yunus Emre, Hakk aşıklarının dilinde ve kalbinde taze bir nefes, bir yâd-ı cemil olarak hayat bulmaya devam etmektedir.